Big Boyz Festival sponsorlarından Razorus.com ile tıraşın inceliklerini anlatıyoruz.

Bugüne kadar üçer, beşer bıçaklı sistemler kullandınız. Tıraş literatüründe biz bunlara kartuşlu sistemler diyoruz. Kartuşların özelliği kesici bıçakların (ya da şeritlerin diyelim) bir kasa içerisinde olması ve bıçakların cilde o kasa içerisinden sınırlı şekilde temas edebilmesidir. Böylelikle güvenlik sağlanmış olur, hemen hemen hiç el mahareti gerekmeden hızlıca tıraş olabilirsiniz. Jiletli tıraş makinelerinde ise jiletin keskin ağzı cilde bir kasa içerisinden değil, direkt sıfır temas eder. Ancak bu da, sadece 30 derecelik bir açıda mümkündür. Daha doğrusu 25 ile 35 derece arası bir aralıkta mümkündür. İşte olayın farkı da tam burada gereken el alışkanlığıdır.

Çoğu kartuşlu sistem oynar başlıklı olduğundan, kullanıcının açıyla ilgili bir şey düşünmesi gerekmez. Aleti alırsın, cildine bastırırsın ve çekersin… Bastırınca kasa cilde yapışır; içerisinde bıçaklar zaten kasaya 30 derecede sabit olduğundan açı kendiliğinden ayarlanmış olur. Ama jiletli tıraş makinesi kullanıyorsanız “oynar başlık” diye bir şey yok; açıyı siz ayarlamak zorundasınız. Yüz hatları değiştikçe aleti yüzünüzde uygun açıda kullanmaya alışmanız gerek. Bu da yaklaşık 5 – 10 tıraşlık bir süreçtir.

Aleti yüzünüzün her tarafında doğru açıda kullanmaya bir kere alışıp da keyfini aldınız mı; artık kartuşlu tıraşa dönmeniz neredeyse imkansızdır. Çünkü cildinize sıfır temas ederek kesen bir jiletin sağladığı yakın tıraşı beş değil onbeş bıçaklı bir kartuş bile sağlayamaz. Kartuşlu sistemin kesme mekaniği (reklamlardan hatırlayacağınız gibi) ilk bıçağın yakaladığı sakalı kesmesi ama keserken de ardından gelen bıçak için biraz çekerek uzatması ve arkadan gelen bıçağın da onun uzattığı sakalı kesmesi; bir sonrakinin de onun uzattığını kesmesi şeklindedir. Burada genellikle şu iki sorunla karşılaşıyoruz:

  • Her sakal her gün eşit miktarda uzamadığı için bazı sakallar kısa kalıyor ve plastik kasanın içerisindeki ilk bıçağa bile yakalanmıyor. Haliyle bu sakal kesilemiyor. Sakal zaten kesilemeyecek kadar kısa olduğu için bu durum tıraştan hemen sonra pek fark edilmiyor ama birkaç saat geçince bu sakal ve bunun gibi bıçaktan kurtulan diğerleri biraz daha uzayıp kendini göstermeye başladığında, gri bir yüz ve kötü bir tıraş görünür olmaya başlıyor. Zaman zaman sakalınızı birkaç gün uzamaya bıraktıktan sonra tıraş olduğunuzda daha temiz bir tıraş elde etmiyor musunuz?  Neden? Çünkü kısa kalan sakal olmuyor ve her sakal ilk bıçağa yakalanıyor da ondan 🙂
  • Şimdi bir de ilk bıçağa yakalanan sakallara bakalım. Sağdaki animasyonu hatırlayacaksınız: İlk bıçak sakalı kesiyor ve keserken de hafifçe çekip uzatıyor. Ardından gelen bıçak onun uzattığını yakalıyor, kesiyor ve o da hafifçe uzatıyor. Bir sonraki bıçak yine aynı şeyi yapıyor ve bu böyle sürüp gidiyor. Tüm bıçaklar geçip bittikten sonra çeke çeke uzatılan o sakal doğal pozisyonuna geri çekiliyor. İşte tam bu noktada sakalın cilt yüzeyinin altında kalan kısmının da kesildiğini gözlemliyoruz. Sakal geri çekilip cilt üzerine kapanınca, bazı hassas ciltlerde, bu sakal cilt yüzeyine tekrar çıkamıyor ve içeride uzamaya ve dönmeye başlıyor. Bu da kıl dönmesine, batmalara veya iltihaplara sebep olabiliyor.

Şimdi gelelim jiletli tıraş makinelerinin farkına. Jiletli tıraş makinesinin İngilizcesi “safety razor”; yani “korumalı ustura”. Neden böyle demişler? Çünkü ustura kullanırken yüzünüze yaklaşık 160 derece boyunca temas edebilecek olan keskin ağız, bu aletlerde bir koruma barı “safety bar” marifetiyle (yaklaşık 15 – 25 derecelik) dar bir aralıkla sınırlanmış durumdadır. Yani aleti sadece belli bir açıda tuttuğunuzda jilet cildinize sıfır olarak temas ediyor ve sakalı kesebiliyor. İşte o açıda tutmak ve yüzünüzde o açıda kullanmak da size düşüyor.

Bu noktada şuna değinelim:

Sitemizde gördüğünüz, “agresif” diye anılan ve yeni başlayanlara önermediğimiz bazı jiletli makineler var. Neden onlara agresif diyoruz? Çünkü o aletlerde jilet koruma barından daha uzakta kalacak şekilde ayarlanmış ve jiletin yüzünüze temas edebildiği açı aralığı büyük. Yani jiletin koruma barına “gömük” olduğu, yumuşak huylu bir alette jilet yüzünüze 10 derecelik bir açı aralığında dokunabiliyorken, agresif bir alette bu aralık 30 dereceye kadar genişleyebiliyor. Bu da doğru açıyı bulduğunuzda cildinizin daha fazla jilet baskısına maruz kalması demek oluyor ve bastırma alışkanlığını henüz atamamışsanız tahrişe yol açıyor, tadınızı kaçırıyor. İşte bu nedenle yeni başlayanlara bu aletleri önermiyoruz.

Peki ya ayarlı aletler? Yeni başlayanlara onları neden önermiyoruz?

Aynı sebepten. Yeni başlıyorsanız doğal olarak ilk birkaç tıraşınızda açıyı tutturamayacaksınız. Fakat insanlık hali; ayarı açıp da aleti daha agresif bir hale getirdiğinizde açıyı daha rahat tutturduğunuzu fark edince, ayarı açacaksınız. Bu sefer agresif aletler için yukarıda anlattığımızın aynısını yaşayacak; açının tam 30 dereceye denk geldiği kıvrımlarda tahrişe sebep olacaksınız; soğuyacaksınız. Son derece keyifli bir geleneksel tıraş yolculuğu, daha başlamadan bitmiş olacak. İyisi mi siz sabit ayarlı, hem açıyı kolay yakalayabileceğiniz, hem de yeterince korunaklı, orta agresiflikte bir aletle başlayın.

Şimdi işin püf noktasına bakalım:

Jiletli tıraş makinesini ilk kullandığınızda eliniz bu açıya aşina değil. Haliyle doğru açıyı hemen yakalayamıyorsunuz. Yakalayamayınca aletin sakalınızı almadığını hissediyorsunuz. Bu durumda ne yapıyorsunuz? Kartuşlu aleti kullanırken yaptığınızı: BASTIRIYORSUNUZ.  Peki bastırınca alet sakalı daha iyi alıyor mu? Hayır. Bir yandan da yüzünüz dümdüz değil. Yüz hatlarınızın değiştiği yerlerde açı bazen kendiliğinden doğru denk geliyor. Peki siz zaten bastırıyorken açı da doğru denk gelince ne oluyor? Tahriş J

Öyleyse odaklanmanız gereken, doğru açıyı yakalamak. Açıyı bulduğunuzda jilet zaten cildinize sıfır dokunuyor; bastırmanızı gerektirecek bir durum yok. Aletin kendi ağırlığına nazikçe yön vermeniz yeterli. İlk alışma döneminde sakalınızı kesemediğinizi hissettiğiniz anda bunu bilin ve o anın farkında olup, bastırmaya eğilim gösterdiğinizde kendinizi yakalayın yeter.

Şöyle diyelim: Sakalı kesemediniz mi? Durun! Bir nefes alın ve açıyı değiştirin. Hepsi bu. Tıraş olurken bu uyarımız aklınızda olduğu sürece aleti bastırmadan kullanmaya çok daha çabuk alışacak ve tıraş keyfine çok daha çabuk kavuşacaksınız.

Sadece durun; bir nefes alın ve açıyı değiştirin…

  • Not 1: Tıraş iki perdedir. Kartuşlu aletlerde yaptığınız gibi ilk geçişte tüm sakalı sıfırlamaya çalışmayın.  Bir bölgeyi tam alamadınız mı? Bu aletlerin prensibi sakalı azaltarak kesmektir. Bir geçişte sıfırlamak değil… Aynı yerden tekrar tekrar geçmeyin. Bırakın kalsın. İkinci perdede orayı daha dikkatli alırsınız. Fırçanız, köpüğünüz hazır nasıl olsa. Mis kokulu, sıcak bir köpükle yüzünüzü bir daha boyamak işin en keyifli kısımlarından biridir; tadını çıkarın.
  • Not 2: İlk perdeyi daima sakalınızın çıkış yönünde alın. İkinci perdede ise ya yine çıkış yönünde alıp kalanları temizleyebilirsiniz; ya da (daha yakın tıraş için) sakalın çıkışına 90 derece, yani burundan kulağa doğru (veya kulaktan buruna) alabilirsiniz. Bu size sinekkaydına yakın bir tıraş sağlayacaktır. Sakalı tersten kesmeye hiç gerek yoktur; çok çok özel durumlar olmadığı sürece, yapmanızı tavsiye etmiyoruz.

Kaynak: Razorus.com

Yorumlar

yorum

© 2017 Big Boyz Festival